İSG Kurumsal Logo

Nefes Nefese

Mustafa Ağır

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürü Kasım Özer, iş sağlığı güvenliğinin Türkiye'de yeni filizlenmeye başladığını belirterek, "2015 yılında Ortak Sağlık Güvenlik Birimleri'ni zapt-u rabt altına alacağız. Çeki düzen vereceğiz. 2015 yılının artık Mart ayında, 81 ilde ne kadar OSGB varsa buraları tek tek, iğneden ipliğe denetleyeceğiz. Bunu yapar­ken evrak bazındaki denetlemenin yanında hiz­met verdikleri işyerindeki yaptıkları faaliyetlere de bakacağız. Kimse kusura bakmasın, biz kim­seye para kazansın diye bir sistem kurdurmadık. Biz iş kazası olmasın, meslek hastalığı olmasın diye sistem kuruyoruz" dedi.

İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürü Kasım Özer, bütün sistemi İşyeri Hekimleri ve İş Güvenliği Uzmanları üzerine kurduklarını belirte­rek, "Onlara çok güveniyorum. Bunlarda eğer fire olursa sistem arıza verir. Bir İş Güvenliği Uzmanı, iş yerine gitmeden rapor yazıyorsa ya da gidip çay içip geliyorsa burada fire var, arıza var" dedi. İSGHEDER Yönetim Kurulu Üyesi ve dergimizin Medya Sorumlusu Dr. Mustafa Ağır'ın da katıldığı görüşmede Kasım Özer, Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Küçük'ün sorularını yanıtladı.

AB, kurtarıcı oldu

MK: Yeni çıkan yönetmelik beklentileri karşılıyor mu, eksikliklerin giderilmesi için yeni dü­zenlemeler yapılacak mı?

KÖ: Biz Türkiye'de 2000 yılından beri mevzuatın sürekli değişikliği ile ilgili çalışmalar yapıyoruz. 90'lı yıllarda Türkiye'de mevzuat değiştirmek çok zordu. Ben bu işin içinde olan bir adamım. Bir yönetmeliğin maddesini değiştireceksiniz, tüzüğün bir cümlesini değiştireceksiniz karşınıza Danıştay çıkar, başkası çıkar. 'Niye değiştiriyorsunuz, ne gerek var, nesi vardı bunun' diye 40 soru sorulur. Dolayısıyla o günlerde bizim mevzuattaki hareket kabiliyetimiz neredeyse sıfırdı. Hiç yoktu değil ama çok zordu. Ne zaman 2002'de bir rüzgar esmeye başladı. Avrupa Birli­ği'ne girmemizle ilgili faaliyetlerde bir yoğunluk meydana geldi, AB Uyum Çerçevesi diye çizilen çerçeve içinde biz mevzuatımızı gürıün şartlarına uydurmaya başladık. Uzun yıllar müfettişlik yaptım. Uygulayıcı bir insanım. Hem işçilik, hem mühendislik, hem müfettişlik hem işverenlik yaptım. Masanın hangi tarafı varsa o tarafında oturdum. Her taraflı çalıştım. Biliyorum ki zordu. Ama bu AB mevzuatına uyum çerçevesinde ne gerekiyor, yönetmelikte şu maddelerin tekno­lojinin getirdiği şartlara uydurulması gerekiyor. Hemen değiştiriyoruz.

70 senelik tüzük

Çok basit bir örnek vereyim size. Bir muhalefet milletvekilinin her toplantıda ısrarla ve inatla söylediği bir cümle vardı, 'En çağdaş tüzüğü or­tadan kaldırdınız, bu yönetmeliklerle memleket yönetilmez.' En çağdaş tüzük dediği, 1948 yılında İLO'nun İş Sağlığı Güvenliği Rehberi diye yayınladığı bir metin. Biz bunu 197l'de 1475 sayılı Kanun gereği tüzük olarak yayınlamışız. İşçi Sağlığı İş Güvenliği Tüzüğü. Biz hangi yıldayız? 2014. Bu milletvekili kalkıp diyor ki 'En çağdaş tüzüğü yok ettiniz.' 70 senelik tüzük nasıl çağdaş olur? Asır değişmiş bir kere. Biri 20'inci yüzyılda yayınlan­mış, biz 2l'inci yüzyıldayız.

Burdan, şuraya varmak istiyoruz. İşte o dö­nemlerde biz bunun gayreti içindeydik. Bakın hemen yönetmelik değişikliğini tarafları topluyoruz. Diyoruz ki 'şunları şunları' değiştiriyoruz. Tamam değiştiriyoruz. Kimse niye değiştiriyorsunuz demiyor. Çünkü gerekçemiz sağlam.

Çip sistemi ve Hayat Hattı

Ermenek Kazası olduğu günlerde Ameri­ka'daydık, Enerji Bakanlığı ile bir heyet halinde. Orada gördüğümüz iyi uygulamaları getirdik hemen mevzuatımıza yansıttık. Nedir? Mesela çip sistemi. Mesela, Hayat hattı dediğimiz fosforlu yanmaz, kopmaz, kırılmaz bir hat döşeyerek çıkış yönünü gösteren uyarılar. Yerin altında cadde sokak yazmaz. Kapı numarası yazmaz. Hepsi birbirine benzer. Dehlizler vardır sadece. Ben maden mühendisiyim. Girdiniz mi içeri, eğer yanınızda o şirketten, işletmeden biri yoksa ölene kadar çıkamazsınız dışarı. Dolanır durursunuz labirent gibi. Peki bir kaza anında bu insanlar nasıl çıkacaklar dışarı? Panik var bir de o an. O panikte acaba şu tarafa mı gitsek bu tarafa mı? Mesela yerin altında çıkışı bulmak için bir yol vardır. Bir avuç toprağı alırsınız, savurursunuz. Toz ne tarafa gidiyorsa, buradan geliyor hava, buradan gidiyor. O zaman rüzgarın karşısına doğru gidersiniz, tersine. Ama panik anında bunu dü­şünecek ve yapacak bir durum olamıyor. Duman kaplamış ortalığı, maskeyi takmışsınız zaten. Nasıl çıkacaksınız?

Faydalıysa yapalım

Günün ihtiyacı nedir, biz mevzuatımıza bunu yansıttık. Şimdi Türkiye'nin mevzuatla ilgili bir eksiği yok. Biz yine de öz eleştiri yapıyoruz. Diyoruz ki hakikaten bizim gözümüzden kaçıp ta başkasının uyguladığı bir şey varsa biz de bunu uygulayalım. İşte life !ine, hayat hattı bunun bir örneği. Olmasa ne olur, olmaza felaket değil ama faydalı. Faydalıyı niye yapmayalım. Yapalım dedik biz de.

Kasım Özer Heder Röportajı Resim 1

İnsanlar okur ama yazamaz

MK: Yönetmelik yaparken tarafları topluyorum dediniz. Sektörün önemli aktörlerinden İSGHEDER'i de çağırıp görüşlerini aldınız nu? STK'ların görüşleri yönetmeliğe yansıdı mı?

KÖ: Tabi ki herkesi çağırıyoruz. İşçi ve işveren kuruluşları, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları, kamu kuruluşları dört ayn grupta toplayabi­leceğimiz taraflar var. Tarafların adını yazmayız kanuna ama kimi ilgilendiriyorsa onları çağınyoruz. Mesela İşyeri Hekimleri ile ilgili yönetme­lik çıkaracağız. Dışişleri Bakanlığı doğrudan taraf değil ama Sağlık Bakanlığı olmazsa olmaz taraf. Milli Eğitim Bakanlığı'nı çağırırsınız mesela. Sa­dece İSGHEDER değil konuyla ilgisi olan STK'lan da çağırıyoruz. Yeter ki bu sahanın tarafı olsun. Bu yönetmelikler çıkmadan, değişiklikler yapıl­madan önce burada İSGHEDER'le sürekli toplan­tımız vardı. Ayda bir yapmaya çalışıyoruz. O toplantılarda onların taleplerirıi de değerlendirdik, aldık. Ama deyin ki hepsirıi yansıttınız mı? Bir kısmını yansıtamadık, bir kısmını yansıttığımız halde başkaları çıkarttı. Derken ortaya bir şey çı­kıyor. Biz, bu noktada cimri değiliz Bakanlık ola­rak. Ne kadar çok kişi katılırsa o kadar iyi. Web sayfasına koyarız görüş gelsin diye. Gelir mi?

Eğitim kurumlarının potansiyeli bitti

MK: Eğitim kurumlarının potansiyeli çok düştü. Eğitim kun.unlannı ayakta tutmak için yeni bir projeniz ya da çalışmanız var mı. Yoksa potansiyel bitti deyip kaderine terk mi edeceksiniz?

KÖ: Simdi bakın bir şeyin fıtri bir hali vardır. Büyüme şekli vardır. Normal besirı değeri, normal gıda ve beslenme ve aktiviteyle. Siz bunu harmanlarsanız veya bir Kortizon verirseniz vü­cut aşırı şişiyor. Sonra onu kestiğinizde normale dönüyor. Hormonu kestiğinizde normale döner. Bizim eğitim kurumlarımızın normal sayısı 100 olması gerekiyordu Türkiye genelinde, 260'a çıktı. Bu bir hormona! büyümeydi. Yani saman alevi gibi millet birden böyle hücum etti İş Gü­venliği Uzmanlığı'na. Ben çok söyledim, 'Eğitim kurumu açmayın, çünkü 2014'ün Temmuz'unda pazar bitecek' diye. Bu şişkinliği kaldırmayacak. Ortak Sağlık Güvenlik Birimi açın. Şimdi bakın, işin başındaki adamın sözünü dirılemezseniz bu adam size başka çözüm bulamaz. Diyor ki 'eğitim kurumları kapanacak nu?' Kapanabilir. Ben 2012 yılında söyledim bunu. 2012 yılında 40 eğitim kurumu vardı. Dedim ki Türkiye'nin ve sahanın kaldıracağı 100 ama bu 200'ü geçer, 260 oldu.

2014 facia yılı oldu

MK: OSGB'lerin sayısı 2 bine ulaştı. Çok fazla şirket rekabeti getiriyor ama diğer yandan ka­liteyi düşürüyor. Bakanlık olarak size bununla ilgili bir planlama yapacak mısınız. Mesela il ba­zında nüfusa göre bir sınırlama getirecek misi­niz yoksa serbest piyasa gereği kendi yolunu mu bulacak?

KÖ: İş Sağlığı Güvenliği, Türkiye'de yeni konuşuluyor. 1865'te Dilaver Paşa Nizamnamesi'n­den bahseden bir ülke 100 sene dönüp bakmadı bu işe. Kağıt üzerirıde kaldı. Ben 1975-81 yılları arasında üniversite okudum. İş Sağlığı Güvenliği diye bir şey duymadım. Çok uzak bir tarih değil 35 sene önce. 1980'de İş Yeri Hekimliği ile ilgi­li bir düzenleme yapıldı, 1988'de uygulanmaya başlandı. Derken dışarıyla bağlantılı olanlar bu işe biraz önem verdiler. Mesela bazı kurumlarda Emniyet Mühendisliği vardı. Türkiye Taşkömü­rü, TKİ, Ereğli Demir Çelik Fabrikası gibi yerlerde Teknik Emniyet Müdürlüğü veya Emniyet Mü­hendisliği gibi şeyler vardı. Ama madenciliğin dı­şına çıktığınız zaman yok böyle bir şey. Maden­cilikte sürekli darbe yediği için bir şeyler yapmak istiyordu. 1983 yılında 103 kişi öldü Zonguldak'ta. Büyük bir faciaydı. O günün en büyük faciasıy­dı bizim madencilik tarihimizde Soma'ya kadar. Sonra Kozlu 262'ye çıktı. Soma'da 301'e çıktı.

35 bin kişiye yüz yüze kanunu anlattık

2012'de kanun yayınlandıktan sonra bir hüvi­yet kazandı İş Sağlığı Güvenliği. Sayın Bakan yıllarca bunu dile getirdi, 'müstakil bir kanun olması lazım.' İş Sağlığı Güvenliği, sizirı mevzuatınızda, dünyanızda ne kadar yer tutuyorsa o kadar kıy­metlidir. Bizim İş Kanunu'nun içinde 12 maddelik bir 5'inci bölüm vardı. Oraya sıkıştırılnuş. Kosko­ca bir kanun içinde bir bölüm ayrılmış. Bu kadar mı önemli? Bu kadar mı değersiz. Ama şimdi ne oldu? Tabiri caizse büyük harflerle yazıldı, herkes okuyor. önceden okumak için gözlük takmak gerekiyordu. Herkes okuyanuyordu. Şimdi bunu herkes okuyor. Türkiye'de biz bir ilk gerçekleş­tirdik. 81 ili gezerek kanunu anlattık. Cumhuriyet tarihirıde böyle bir uygulama olmamış. Hiçbir kanun yayırılandıktan sonra il il toplantılar ya­pılarak anlatılmamış. Biz bunu yaptık. 81 ilde 35 birı kişiye birebir yüz yüze ulaştık. Bunlar işin il­gilileri. Sokakta gezen adam değil. İşyeri Hekim, İş Güvenliği Uzmanı, İnsan Kaynakları Müdürü, işveren, işveren vekili.

Sistem onların üzerine kurulu

Dolayısıyla, İş Sağlığı Güvenliği yeni filizlenme­ye başladı. Hakiki yolunda şekillenmeye başladı. Bunun da iki ayağı var. Biri İşyeri Hekimi biri İş Güverıliği Uzmaru. Biz bu arkadaşlara çok güve­niyoruz. Bütün sistemi bunların üzerine kurgu­ladık. Bunlarda eğer fire olursa sistem arıza verir. Mış gibi yapmaları. Yaptıkları işi yapnuş gibi yap­maları. Hiçbir faydası olmuyor. Yani bir İş Güven­liği Uzmanı, iş yerirıe gitmeden rapor yazıyorsa burada fire var işte. Burada arıza verir. Veya gi­diyor çay içip geliyorsa burada arıza var. Yani be­nim hayat felsefem şu, yaptığımız işi kendi işimiz gibi yapnuyorsak orada fire veriyoruz. O iş yerini kendi iş yeriniz olarak farz edin, bir eksiklik ol­duğunda meydana gelecek olan sonuç sizi nasıl etkilerse öyle bakmak lazım.

Defterini düreceğiz

2015 yılında Ortak Sağlık Güvenlik Birimleri'ni 'zabt-u rabt' altına alacağız, çeki düzen vereceğiz. Arkadaşlarla toplantı yaptık, verdiğimiz talimat bu. 2015 yılının artık Mart'ında mı Nisan'ında mı başlarız bilmiyorum ama 81 ilde ne kadar OSGB varsa buraları tek tek iğneden ipliğe denetleye­ceğiz. Bunu yaparken evrak bazındaki denet­lemenin yanında hizmet verdikleri işyerindeki yaptıkları faaliyetlere bakacağız. Siz ne yaptınız burada? İş verene gidip benim uzmanım soracak. Siz kiminle sözleşme yaptınız. 'A ortak sağlık gü­venlik birimiyle.' Peki, İşyeri Hekimi ve İş Güven­liği Uzmaru, işyerinize geliyor mu? 'Geliyor.' Ne zaman geliyor? 'Şu zamanda.' Kim geliyor? 'Valla bir Ahmet geliyor bir Mehmet bir Ayşe anlama­dık ki biz kim olduğunu.' Bitti. Bu OSGB'nirı def­terini düreceğiz. Kusura bakmasın kimse. Yani ben Kasım Özer olarak hiçbir zaman devletir! sırtından geçinmediğim gibi asalak olmadığım gibi asalaklara da fırsat vermedim. Biz kimseye para kazansın diye bir sistem kurdurmadık. Para kazanır veya kazanmaz orası bizi ilgilendirmiyor. Biz iş kazası olmasın, meslek hastalığı olmasın diye sistem kuruyoruz. Derdimiz, para değil. Para kazanmayabilir her şey para kazanmak değildir. İnsan kazanmaktır esas olan. Siz oradaki 20 se­nelik yetişmiş bir ustayı iş kazasından kurtarabiliyorsanız, bu para kazanmaktan çok önemli. Para dediğiniz nedir ki. Hayır duasını alırsınız di­ğer türlü beddua alırsınız. Kazandığınız paranın hayrı olmaz.

Kasım Özer Heder Röportajı Resim 2

Maliye ile papaz oluyoruz

MK: Denetime gelenlerde çok benzer hatta ayru raporlar düzenlenmesi OSGB'lerde güven­sizlik oluşturuyor. Denetime gelenlerin yeterli­liği de önemli değil mi?

KÖ: Şöyle bir sıkıntımız var. Şimdi sayı çok fazla olunca zamanın Müsteşarı, Bakan Bey'den yetki alarak SKG denetmenlerine de bu işin yapılması yetkisini verdi. Bu bize sıkıntı veriyor. Bana sı­kıntı veriyor. Çünkü benim denetlemediğim, be­nim yetiştirmediğim, benim kontrol etmediğim denetim elemanları sahada nerede patlayacağını bilmiyorum. Nasıl patlayacağını da bilmiyorum.

Bir rapor geliyor, uğraşıp duruyoruz bunu dü­zeltmek için. Halbuki benim kendi elemanlarım yeni geldiler Antalya'dan. Aralık ayında bir sıkın­tı oldu. Uzun zaman bekledi müracaatlar çünkü hizmet içi eğitim vermek zorundaydık. Bir de yıl sonu olduğu için hesaplar, kitaplar, defterler, bürokratik ve mali konular var. Onun için Aralık ayında hiçbir yere göreve göndermedik. Şöyle bir şey vardı. İki tarafı da sıkıntılı.

Göreve gönderirsek buradaki işler aksıyor mali problemler çıkıyor Maliye ile papaz oluyoruz ceza yiyoruz. İç hizmeti çözerken dışarıyı bekletmek zorunda kaldık. Çünkü diğerine göre bir aciliyeti yoktu. Bir ay sonra OSGB açmasının hiçbir zararı yok ama bizim burada bir ayı heder etmemiz son ay Maliye ile bitti işler. HEDER de tam sizin dergilik oldu.

İnsan hayatı paradan daha önemli

MK: Mart ayından itibaren sıla bir denetime başlayacağınızı söylediniz. Bu, sektörde gerçekten iyiler kalacak diğerleri elenecek mi demek?

KÖ: Kesinlikle öyle. Çok açık söylüyorum, para kazanmak için OSGB kurmuş olan kurumlar ku­sura bakmasın başka yerde kazansın parasını. Biz insan hayatına mal olacak parayı kazanmasını is­temiyoruz insanların. Tamam para kazansın ama hizmet versin. Hizmet vermeden kazanılan paranın hayrı olmaz zaten.

Şu anda bir sınırlamamız yok. Geçenlerde bir iş­veren dert yanıyor, bir sanayi odası başkanı. 'Söz­leşme yaptık. Geliyor gidiyor İş Güvenliği Uzmanı. Sonra tanıdığım emekli bir müfettiş vardı. Bir gel de bizim işyerine müfettiş gözüyle bak. Geldi in­celedi, 70 tane noksan çıkarttı. O gün sözleşmeyi fes ettim' diyor. Bilmiyorsan öğren. Kursa gitme, pratik yapma, kitabı ezberleyip sınavı geç. Oldun uzman. Nerede bu?

İşverene dört seçenek sunduk

MK: Bireysel iş güvenliği uzmanları olanlar işletme körlüğü yaşıyor mu?

KÖ: OSGB veya şahıstan hizmet alma nokta­sında bir sıkıntı yok. Dört alternatif getirdik işve­renin önüne. Kendin yapabilirsin. Çalışanlarından birini görevlendirebilirsin. Dışardan biriyle kısmi yapabilirsin. OSGB'lerden alabilirsin. Yanlız OS­GB'lerde şöyle bir sıkıntı var. 2 tane uzmanı 2 tane hekimi var OSGB'nin 20 tane iş yeriyle anlaşma yapıyor ve koştur babam koştur. Oradan oraya bu sefer kalite düşüyor. Biz işverenden degil de işverenden bagımsız çalışsın derken bu sefer OSGB ve işveren dayanışmasıyla is Güvenligi Uz­manı sıkıntıya giriyor. 'Ya Ahmet Bey'in işyerine bunları yazma, sıkıntıya girmesin.' İşte bu olmadı.

50 kişi devreye giriyor

MK: OSGB'lerdeki uzmanların yenileme eğiti­mi kalktı. Bu sektörün gelişmesi için bir sıkıntı yaratmayacak mı?

KÖ: Bizim egitim sistemimize bakınca, tepeden tırnaga kadar ilkokuldan itibaren ezbere dayalı, birilerinin bize bir şeyi dayatması, empoze etmesi, tavsiye etmesi ve yönlendirmesiyle yürüyen bir sistem. Batı bunu çoktan terk etmiş. Batı diyor ki 'sen kendini yetiştir, araştır, soruştur.' Ben egitim kurumlarına zamanında sunu söylemiştim. Al­manya'da bir adamın uzman olması için bin saat pratik ve teorik egitim alması gerekiyor. Devam­sızlık süresi yarım gün yani 3 saat. Üç saatten fazla mazeretli veya mazeretsiz gelmeyen kişi uzman olamıyor. Türkiye'de? Şimdi Kars'ta bir egitim ku­rumu Mugla'dan aday kaydetmiş. İnandınız mı bu adamın oraya egitime gittigine? Geregini yapma­dınız mı? Yaptık, askıya aldık. Bütün Türkiye üzeri­mize geldi. Milletvekilinden tutun ... Hani Bakan Bey diyor ya '50 kişi devreye giriyor' diye. Kapatmayın diye 50 kişi devreye giriyor bu sefer. İyi de burada bir arıza var. is şuraya geldi sonunda. Egitim alma­salar da olur. İmtihanı geçiyorlarsa tamam. 'Kendi­ne güvenenler girsin imtihana' dendi. Asıl egitim bu kadar önemsizleştirildigine göre yenileme egitimi­nin ne önemi var ki? Asıl egitimi almamış ki adam.

Mesul müdür sorunu

MK: Sektördeki Mesul Müdür yetkileri bazı OSGB'lerde sıkıntılara neden oluyor. Bir Sorumlu Müdür'e herhangi bir nedenle bir şey olduğunda ya da ayrıldığında sisteme girilen şifreler sade­ce onda olduğu için kurum hizmet veremez hale geliyor. Burada OSGB sahipleriyle Mesul Müdür­lerin yetki paylaşımı olabilir mi ya da başka bir çözüm bulunabilir mi?

KÖ: SGK'da kimi bildirmislerse biz onu alıyo­ruz Mesul Müdür olarak. İşveren Ortak Sag]ık Güvenlik Birimi'nin sahibi veya ortakları SGK'ya kimi yetkili olarak bildirmişlerse odur. SGK'da ne kadarsa o kadar. SGK'ya işlemleri yapmak üzere kimlere yetki vermişse biz o sistemi kullandı­gırnız için onu kabul ediyoruz. Birden fazla isim bildirmekte bir sorun oldugunu düşünmüyorum.

Kazalardan ders çıkarmış olmamız lazım

MK: Türkiye son dönemde özellikle 2014'te çok sayıda işçinin hayatını kaybettiği iş kazalarıyla gündeme geldi. Bunun önüne geçmek için ne tür çalışmalannız var? Türkiye, iş kazalarında Dün­yada ve Avrupa'da hangi noktada?

KÖ: Aslında iş kazası seyrimiz iyiye dogru gidi­yordu. 2012 yılında Avrupa'nın bazı ülkelerini ya­kalamıştık hatta onlardan daha iyi durumdaydık. Dünyada da çok iyi bir duruma gelmiştik. Maale­sef 2014 yılını, artık bunu yok sayacagız. Şunu da umut ediyoruz, temenni ediyoruz bu kazalardan ders çıkartmış olmamız lazım. Hakikaten Türki­ye'deki genel çerçeveye baktıgırnız da herkeste bir iş güvenligi farkındalıgı oluştu son dönemde. En azından uygunsuz bir iskelede çalışanlar hemen fotograflanıp gündeme getiriliyor. İnsanlar sorgu­luyor ve bir kamuoyu oluştu. Bu da insanların daha tedbirli davranmasına daha konuya ilgi gösterme­sine sebep oldu. Buradan umutluyuz ki 2015'te bu kaza grafigimiz aşagı dogru hızla inecek.

Kanun ötelenmedi

Kanun yeni çıktı, uygulamalarını daha görme­dik. Kanun 2012'de çıktı 2013'e ötelendi. 2014'e ötelendi, is Güvenligi uygulamalarının bazı mad­deleri. İnsanlar bütün kanun ötelendi zannediyor. Hala diyorlar ki kamu da 2016'ya ötelendi. Hayır, sadece Is Güvenligi Uzmanı şartı ötelendi. Kanun ötelenmedi. Bu bilinmiyor. Geçen üniversitelerin toplantısına katıldım. 78 üniversitenin temsil­cileriyle buluştuk. Orada da söyledim bir tek is Güvenligi Uzmanı ve İş Yeri Hekimi maddesi öte­lenmişken, kamuoyunun algısı 'kanun 2016'da girecek devreye.' Öyle bir şey yok. Egitimi, risk degerlendirmesi, acil durum planları, saglık ra­porları, iş saglıgı güvenligi tedbirleri gibi hepsi girdi 2012'nin sonunda. Ama bu anlayışı kırama­dık. Onun için diyorum tam manasıyla sistem oturmadı. Teftişler, yogunlastırıldı. Özellikle çok tehlikeli alanlarda. Maden ve inşaat şu anda diken üzerinde.

Kayıt dışı yüzde 32'lere düştü

MK: iş kazalarında kayıt dışılığın son durumu nedir?

KÖ: Geçen gün bir işveren, bir müteahhit '14 bin lira verdim ag aldım' dedi. İnşaatın en üst katı­na agı geriyorsunuz yukardan bir adam düşerse agın üzerinde kalıyor. Eskiden yere kadar iniyordu. Geçen oturdugum binaya cephe kaplama­sı yapılacak. Adam uyduruk bir iskele getirmiş kuruyor. Hemen müdahale ettim. Bu mümkün degil, siz bizi rezil mi edeceksiniz dedim. is Saglıgı Güvenligi Genel Müdür'ünün oturdugu binadaki şu iskeleye bak. Bir saat sonra adamlar söküp iskeleyi yenisini getirdiler. Sordum 'aradaki fark ne kadar maliyet getiriyor' diye. Bakın, 8 daireli bir apartman. 1500 lira. Bir tanesi otoban gibi elini kolunu sallayarak çalış. Digerirıde cambazlık ya­pacaksınız. Hatta pencereden baktım bir kalasın üzerinde sekiz kesik var. Her an sıkıntı yarata­bilir. önemli iş kazalarında kayıt dışı yok. Daha önce yaralanmalı olanların çogu gizleniyordu. Benim anladıgım kadarıyla vatandaş da biraz daha işin farkında. Eskisi gibi örtbas etmeye pek yanaşmıyor. En azından yakın çevresi işin far­kında. Kayıt dışılık da azalıyor. Yüzde 45'lerden 32'lere düştü kayıt dışılık.

Kasım Özer Heder Röportajı Resim 3

Milli eğitim yetki devri yapmıyor

MK: Mesleki eğitimle ilgili bir belirsizlik var.Kim verecek nasıl verecek?

KÖ: Çok net yönetmelik. Sıkıntı şuradan kay­naklanıyor. Ben teblig çıkarken de başında Milli Egitim Bakanlıgı ile yaptıgımız görüşmelerde, sonuna bir cümle eklemiştim. Dedim ki 'bütün şartlara haiz ise işverene de bu yetki verilebilir.' Buraya Milli Egitim Bakanlıgı yanaşmıyor. Bü­tün sıkıntı buradan kaynaklanıyor. Şimdi, benim fabrikam var. Fabrikamda makine mühendisim var. Ama kaynakçıya bu egitimi veremiyorum. Niye? Milli Egitim Bakanlıgı yetki devri yapmı­yor. Kim verecek? Milli Egitim Bakanlıgı'na bag!ı meslek lisesindeki teknik ögretmen. Benimki de teknik ögretmen o da teknik ögretmen. MEB ise bu okula bunu bir ek gelir olarak görüyor. Ben bunu bakanların huzurunda da söyledim. Bu iş çıktıgı günden beri ugraşıyorum. O gün dedim, '850 okulunuz, 85 bin de ögretmeniz var. 1.5 mil­yon işyeri var. Nasıl yetişeceksiniz? Bu olacak iş degil' dedim. İkna edemedik. 'Neden yetki ver­miyorsunuz' dedim. 'Senin lisendeki de teknik ögretmen kaynak mezunu benim fabrikamdaki adam da teknik ögretmen mezunu. Senirı ki ve­riyor da benim ki niye veremiyor?' Devretmesi lazım ama devretmiyor. Türkiye'ye yetişemeye­cegi belli. Sen ögrenci mi yetiştireceksirı kurstan para mı kazanacaksın? Bir karar vermek lazım. Ticarethane midir meslek liseleri? 2009'da teblig çıkarken yazdım ben o cümleyi, 'İşveren gerekli şartlara haiz olması halirıde bu yetkiyi kulla­nabilir, bu yetki devredilebilir' diye. Milli Egitim Bakanlıgı yetki devre yapmıyor, bu kadar basit. Yetki devri yapsa bu problem ortadan kalkar. Şartları haiz olan işyerlerine lütfen yetki devri yapsın.

İSGHEDER'den çok şey

MK: İSGHEDER'le yakın olarak çalışıyorsunuz. Demekle ilgili görüşleriniz nelerdir?

KÖ: İş Saglıgı Güvenligi konusu sürekli yük­selen bir deger. Hem dünyada hem Türkiye'de. İnsan hayatı söz konusu. İnsan hayatı da sürek­li yenileniyor. İhtiyarlar gidiyor gençler geliyor. Yeni gelenlerin de problemi bu dolayısıyla. İş Sag!ıgı Güvenligi sürekliligi olan ve yükselen bir deger. İnsanlar artık hayatının kıymetini anla­maya başladı Türkiye'de de. Bizim sıkıntımız şu, biraz metazori istiyor. Bizim işverenlerimiz bu noktada biraz daha istikrarlı olacak. Hemen pes etmeyecek.

İSGHEDER benim çok şey bekledigim bir dernek. En başta kahir çogunluk dedigimiz en azından üçte ikiyi geçecek sayıda üyesirıin art­ması lazım. Yani 1800 OSGB yetki aldıgına göre 1200'ünün üye olması lazım. Egitim kurumlan çok problem degil. Zaten 2014'ün Temmuz'undan sonra düşüşe geçti. Diger Saglık Personeli'nirı egitimirıe biraz umutlandılar ama ben umutlan­mayın demiştim. Çok fazla bir potansiyeli yok Diger Saglık Personeli adayının.

Tüm Dergi için lütfen buraya tıklayınız.